YAŞAM DOSTU GERÇEK EKMEK; İNADINA VAR…

Yazar: Nezih Gençler ~ Tohum Toprak Su

Ay ve Güneş herkesin lambasıdır.

Su herkesin suyudur.
Peki ekmek?!
Ya o neden herkesin ekmeği değildir?
(Şeyh Bedreddin)
Not: O zaman hava ve su kamu malıymış. Artık değil…

Tohum köleliğine ve gıda diktatörlüğüne karşı yaşam dostu gıda dayanışma, üretim ve paylaşım yaşam dostu gerçek ekmek inadına var ve her mahalle, her ev kendi ekmeğini yapıyor

İletişim-Eşgüdüm: Nezih Gençler nezihgencler@hotmail.com – 0532 725 76 82
Facebook Sayfası: Yaşam Dostu Gıda Dayanışma Üretim Paylaşım
Yaşam Dostu Gıda Dayanışma, Üretim ve Paylaşım Grubu olarak ürettiğimiz ekmeğimizde kullandığımız, besin değerleri daha yüksek, gerçek ekmek tadı veren, orta ve uzun saplı en eski buğday çeşitleri peşinde yaylalardayız.

Kastamonu’dan Çankırı’ya, Dursunbey’den Bigadiç’e, İvrindi, Korucu, Uşak ve Kütahya’ya Gediz havzasına ve Kırklareli Istranca dağları eteklerine, Bayramiç’e, Muğla Köyceğiz’e, Kaz dağlarından Madra dağına, Kozak yaylasına, Antakya ve Siverek’e… dağ ve yayla köylerini fırsat buldukça dolaşıyor, eski buğdayları ve mızın tohumlarının durumunu takip etmeye çalışıyoruz…

Bulduğumuz, sonra da ektiğimiz, ektirdiğimiz tahıllardan eski Bezosta, Ak-Kara Akser, Sarıbaşak, Kırkpınar, Cumhuriyet gibi buğdaylar erken Cumhuriyet dönemlerinde islah edilmiş. Siyez, Karakılçık, Kırmızı, Üveyik, Yerli Çavdar, Kızılca, Kızıltan, Sünter, Kulümpür, Köse, Kavılca ve Akbaşak ve diğer kunduru buğday gibi tahıllarımız ise çok daha eskilere dayanıyor. Bunları modern türlere tercih ediyoruz. Uzun buğday sapı, kök tarafından topraktan emilen maddelerin uzun saptan başağa kadar sağlıklı bir işlemden geçirilmesini sağlar.
Kepekli ve rüşeymli tam buğday taş değirmen unumuzla geleneksel olarak yoğurup dinlendirerek (fermentasyon) hazırladığımız, probiyotik bakterili antik ekşi maya ve hamuru, tat ve insan sağlığına sunduğu tüm değerler ortaya çıkıncaya kadar uzun bir yoğurma ve mayalama sürecinden geçirip yeterince dinlendirdikten sonra pişiriyoruz.

T
ohumun ve biyoçeşitliliğin ve ekolojik yaşamın önemini bize ilk kez Tracy M Lord ve Emanetçiler Derneği öğretti… Teorik tecrübe olarak ekşi maya yapımını ve hamur yoğurma-dinlendirmeyi eski bir ekmek ustası olan İsmail Ismail Saltan Saltan abimizden öğrendik… Sağlıklı buğday seçimi, çalkalama, eleme ve sağlıklı ekmek yapımı genel konularında Mahir Aras arkadaşımızın bizde büyük emeği vardır… Atalık tahıllarımızı tanımayı ve seçmeyi, taş değirmende un elemenin inceliklerini Mustafa Okan Kocaayan kardeşimizden öğrendik. Fırında pratik maya tutma, hamur yoğurma ve kesme, pişirme işlemlerinde de Dereçiftlik köyündeki ustalarımız Özhan Özgür Bahar Ercan‘a çıraklık yaptık…
Ekmeğimizin fırından çıktığı ilk günkü aromasını, doku zenginliğini ve lezzetini günlerce koruması ve değerlerinin dayanıklılığı anlatılamaz, yaşanmalıdır!..
Tam buğday taş değirmen unu ekmeği 100 gramda 259 kalori içerir. 100 gram ekmekte 47.14 gram karbonhidrat, 4.11 gram yağ, 9.13 gram protein bulunur. 259 kalorinin %72′si karbonhidratlardan, %14′ü yağlardan ve %14′ü proteinlerden gelir. Karbonhidratların %18′ini lif oluşturur.
Kepekli ve ruşeymli tam buğday ununun faydaları;

* Sindirim ve boşaltım sistemini düzenlemesi…
* Kabızlığı ve ishali önlemesi…
* Kötü kolesterolü düşürmesi…
* Kilo vermeye yardımcı olması…
* Kan şekerini kontrol etmesi…
* B1, B2, B3 ve B9 (folik asit)vitaminleri içermesi…
* E vitamini, magnezyum, demir,selenyum, potasyum, fito kimyasallar ve antioksidanlar barındırması;

– Felç riskini %30-36 düşürür…
-Diyabet riskini %21-30 düşürür…
– Kalp hastalıkları riskini %25-28 düşürür…
– Kilo alımını engeller, kilo vermeye yardımcı olur…
– Astım riskini düşürür…
– Karotid arterlerin sağlıklı çalışmasını sağlar…
– Enflamasyona bağlı hastalıkları azaltır…
– Kolon kanseri riskini düşürür…
– Yüksek tansiyonu engellemeye yardımcı olur…
– Diş eti hastalıklarını ve diş kaybını engeller…
– Uzun süreli enerji vererek, iş gücü kapasitesini artırır.

R
uşeym; yüksek oranda yağ, protein ve B vitamini ihtivâ eder. B-Vitamin grupları, Mineraller (ör.: Magnesium, Demir, Fluorid, Selenium ve Çinko) ve çok değerli doymamış yağ asitleri deposudur. Yakın zamanda ruşeymden vitamin tabletleri üretimi de planlanıyor. Büyüme, korunma ve genç kalmak için gerekli elementlerle doludur.
  • Dirimsel-Cinsel enerjinin özgürleşmesine katkı sağlar.
  • Yaşlılığı geciktirir: İçerdiği E vitamininden dolayı, yaşlılığı geciktirici özelliği ve vücutta hücre zarının dayanıklılığını sağlaması dolayısıyla bağışıklık sistemini destekleyerek kanserin önlenmesinde önemli rol oynar. Mükemmel bir E vitamini deposudur.
  • Kalp için çok faydalıdır: Ruşeymin koroner kalp hastalığı riskini azaltması, pıhtı azaltıcı etkisiyle kanın akıcılığına,diyabetli hastalarda damar tıkanıklarının önlenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor.
  • Sinir sistemi için çok faydalıdır: Ruşeymin sinir sistemi hastalıklarında olumlu etki gösterdiği biliniyor.
  • Gözlerde katarakt oluşumunu geciktirdiği ispatlandı.
  • Güzelliğe güzellik katar: Doğanın bu altın sırrı güzelliğe de güzellik katıyor. Özellikle de cilt kırışıklıkları için birebir. Hem kırışmayı önlüyor hem de azaltıyor.
  • Kısırlık için faydalıdır: Buğdayın embriyosu olarak nitelenen Ruşeym, kısırlık tedavisinde etkin olarak kullanılıyor.
  • Buğday özü, (Ruşeym) her yaş grubunda kullanılabilir. Yemek pişirirken, baharat yerine buğday özü katılabilir.
  • E vitamininin yaşlılığı geciktirici özelliği ve vücutta hücre zarının dayanıklılığını sağlaması dolayısıyla bağışıklık sistemini destekleyerek kanserin önlenmesinde önemli rol oynadığı, bu açıdan zengin olan ruşeymin koroner kalp hastalığı riskini azaltması, pıhtı azaltıcı etkisiyle kanın akıcılığına, diyabetli hastalarda damar tıkanıklarının önlenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor.Buğday alerjisi, guliten hassasiyeti ve çölyak hastaları ve “lifli gıda tüketmesi sakıncalı olanlar”ın eski uzun sap buğdayların rüşeymli, kepekli unundan ekşi mayalı ve geleneksel yöntemlerle yapılmış ekmekle beslenmeleri halinde bu rizikolar azalmaktadır. Gulitenin bu tip hastalıklardaki tetikleyici özelliği; eski uzun sap buğdayları su değirmeninde öğüterek elde edilen tam buğday unundan ekşi maya kullanarak yapılan hamuru iyi yoğurup dinlendirdikten sonra pişirerek yapılan ekmeklerde son derece azalmaktadır. Uzun buğday sapı, kök tarafından topraktan emilen maddelerin uzun saptan başağa kadar sağlıklı bir işlemden geçirilmesini sağlamakta, ekşi maya da muhtemel sağlıksız sonuçların doğmasını engellemektedir. Modern ve endüstriyel buğdaylarda %50’nin üzerinde olan guliten oranı eski atalık buğdaylarda %10’lar civarındadır. Ekşi maya ile yoğurma ve fermentasyondan sonra bu oran daha da aşağılara çekilir. Ekşi maya doğal probiyotik özelliğe de sahiptir. Bağışıklık sistemimizi güçlendirir…
Kepekli ve rüşeymli tam buğday unundan ekşi mayalı olarak yapılan ekmek mide ve bağırsaklarda yeterli süre kalıp tam bir sindirim ve sağlıklı bir boşaltım sağlar.
7-8 çeşit orta-uzun sap, eski sert-yumuşak buğdayı ve (%10-15 oranında) eski-yerliçavdarı ve kara arpayı su değirmeninde öğüterek elde ettiğimiz kepekli ve rüşeymli (özlü) tam buğday unu karışımından, ekşi mayalı ve katkısız yoğurup elde ettiğimiz hamuru yeterince dinlendirip pişirerek geleneksel olarak ürettiğimiz, 500 gr’lık TOSBİK ve 1, 1,250 ve 1,5 Kg’lık ANADOLU SOMUNU, HİTİT GÜNEŞİ, ÇOBAN EKMEĞİ adlarıyla çıkardığımız Yaşam Dostu Gerçek Ekmeği tattınız mı?
……………………………………..

H
erkesin alıp güvenle yiyebilmesi için; laboratuvar ortamında genetiğiyle oynanmamış, geleneksel yerli tahıl tohumlarımızı gübresiz ve ilaçsız eken küçük üreticilerimizin desteklenmesi ve çoğaltılması gerek. Bu yerli tohumlarımızdan elde edilen sağlıklı buğdayların su değirmenlerinde öğütülerek elde edilen kepekli-rüşeymli tam buğday ununun aracısız olarak tüketicilere ulaştırılması için de yerel-küçük tüketici grupları oluşturulmalıdır. Küçük üretici ile tüketici arasında güvene dayalı bir dayanışma, iletişim ve eşgüdüm ile sosyal kardeşleşme gerçekleştirilmelidir.

……………………………………….

T
emel gıdamız olan ekmek merkezli olarak başlayan bu doğal-yaşamsal-meşru dayanışma; giderek tüm temel gıda ürünlerine en sağlıklı, güvenilir, ucuz ve adil yollarla ulaşılmasını, tohumların özgürleşmesini, biyoçeşitliliğin ve ekolojik dengelerin korunmasını, geleneksel-doğal tarım ve hayvancılığımızın gelişmesini sağlayacak güç birliğinin de temellerini oluşturacaktır…
Güncel: Nisan 14, 2014 — 5:48 pm

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir